Uzay araştırmaları ve teknolojisi, insanlığın sınırlarını zorlamış ve yeni keşiflere kapı açmıştır. Ayrıca bu çalışmalar, gelecek nesillere ilham vermek, çığır açan keşifler yapmak ve yeni fırsatlar yaratmak için dünyayı bir araya getirmiştir. Ancak bu keşifler ve çalışmalar, beraberinde çeşitli güvenlik ve hukuk sorunlarını da doğurmuştur. Gittikçe artan ilgi ve çalışma alanlarıyla birlikte uzay; büyük ve uluslararası bir çalışma alanı olduğu için her alan gibi hukuksal süreçlere ihtiyaç duymuştur. Bu sorunları uluslararası çözüme kavuşturmak üzere dünya çapında çeşitli uluslararası-ulusal uzay hukuku oturumları düzenlenmiştir.
Uzayın barışçıl kullanımını sağlamak amacıyla geliştirilen birçok uzay hukuku yasası uzay çalışmalarının potansiyel zararlarını önlemiş ve bir sınır getirmiş olsa da günümüzde hala birçok tehdit edici unsur varlığını sürdürmektedir. En dikkat çekici örneklerden olan Uydusavar (ASAT) silahlarının ortaya çıkması, bu hukukun uygulanabilirliğini zorlayan bir konu olarak öne çıkmaktadır. Uzay hukukunu tehdit eden örneklerden ASAT’a değinmeden önce uzay hukukuna hızlı bir bakış atmamız faydalı olacaktır.
İçerik
Uzay Hukuku Nedir?
Uzay hukuku, uzayla ilgili faaliyetleri düzenleyen hukuk bütünü olarak tanımlanabilir. Uzay hukuku, genel uluslararası hukuka çok benzer şekilde, çeşitli uluslararası anlaşmalar, sözleşmeler ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararlarının yanı sıra uluslararası kuruluşların kural ve düzenlemelerini içerir.

“Uzay hukuku” terimi çoğunlukla Birleşmiş Milletler himayesinde geliştirilen beş uluslararası antlaşma ve beş dizi ilkede görülen uluslararası hukukun kuralları, ilkeleri ve standartlarıyla ilişkilendirilir. Bu uluslararası araçlara ek olarak, birçok devletin uzayla ilgili faaliyetleri yöneten ulusal mevzuatı vardır.
Uzayın Barışçıl Kullanımları Komitesi (COPUOS), 1959’da Birleşmiş Milletler Genel Kurul tarafından tüm insanlığın yararına uzayın keşfi ve kullanımını yönetmek için kuruldu. Barış, güvenlik ve kalkınma başlıkları esas alındı. Komite, uzayın barışçıl kullanımlarında uluslararası iş birliğini gözden geçirmek, Birleşmiş Milletler tarafından üstlenilebilecek uzayla ilgili faaliyetleri incelemek, uzay araştırma programlarını teşvik etmek ve uzayın keşfinden kaynaklanan yasal sorunları incelemekle görevlendirildi. Uzay araştırmalarında uluslararası işbirliği ve küresel kalkınma hedeflerine ulaşmak için uzay teknolojisi uygulamalarının kullanılması Komite’de her yıl tartışılmaktadır. Uzay teknolojisindeki hızlı gelişmeler sayesinde uzay gündemi sürekli gelişiyor. Dolayısıyla Komite, bu gelişmeleri izlemek ve tartışmak için küresel düzeyde benzersiz bir platform sağlamaktadır.

Credit: UNOOSA
Uzay hukuku, uzay ve Dünya ortamının korunması, uzay nesnelerinin neden olduğu zararlardan sorumluluk, anlaşmazlıkların çözümü, astronotların kurtarılması, uzaydaki potansiyel tehlikeler hakkında bilgi paylaşımı, uzayla ilgili teknolojilerin kullanımı ve uluslararası iş birliği gibi çeşitli konuları ele alır. Uzay faaliyetlerinin yürütülmesine, uzayın tüm insanlığın alanı olduğu kavramı, tüm devletlerin ayrımcılık yapılmaksızın uzayı keşfetme ve kullanma özgürlüğü ve uzayın sahiplenilmemesi ilkesi dahil olmak üzere bir dizi temel ilke rehberlik eder. Kurul, Birleşmiş Milletler himayesinde akdedilen uluslararası uzay hukuku anlaşmalarının anlaşılmasını, kabul edilmesini ve uygulanmasını teşvik etmek amacıyla, talep üzerine hükümetlere, sivil toplum örgütlerine ve kamuoyuna uzay hukuku konusunda bilgi ve tavsiye sağlar.
Uzay Hukukunun Temelini Oluşturan 5 Uluslararası Antlaşma
Birleşmiş Milletler Uzayın Barışçıl Amaçlarla Kullanımı Komitesi (UNCOPUOS) tarafından denetlenen uzay hukukunun temelini oluşturan beş uluslararası antlaşma bulunmaktadır.
1-Dış Uzay Anlaşması
Anlaşma, imzacı ülkeler için uluslararası uzay hukukunun temelidir (2019’da 108). Anlaşma, uzay araştırmaları ve operasyonlarına ilişkin ilkeleri sunuyor:

Credit: Birleşmiş Milletler
-Uzay faaliyetleri tüm ulusların yararınadır ve her ülke yörüngeyi ve ötesini keşfetmekte özgürdür.
-Uzayda egemenlik iddiası yoktur; hiçbir ulus uzaya, Ay’a veya başka bir cisme “sahip olamaz”.
-Yörüngede ve ötesinde kitle imha silahları yasaktır ve Ay, gezegenler ve diğer gök cisimleri yalnızca barışçıl amaçlarla kullanılabilir.
-Herhangi bir ulustan herhangi bir astronot, “insanlığın elçisidir” ve sözleşmeyi imzalayan devletler, gerektiğinde astronotlara yabancı bir ülkeye veya denize acil iniş de dahil olmak üzere mümkün olan her türlü yardımı sağlamalıdır.
-İmzacı devletlerin her biri, özel ticari çabalar da dahil olmak üzere kendi uzay faaliyetlerinden sorumludur ve yetkilendirme ve sürekli denetim sağlamalıdır.
-Milletler, uzay nesnelerinin neden olduğu zararlardan sorumludur ve uzayı ve gök cisimlerini kirletmekten kaçınmalıdır.
2-Kurtarma Anlaşması
İmzacılar, ihtiyaç sahibi astronotlara yardım etmek veya onları kurtarmak için mümkün olan tüm eylemleri yapmayı ve uygunsa onları fırlatıldıkları ülkeye iade etmeyi kabul eder. Ayrıca, imzacılar, fırlatıldıkları ülke dışında Dünya’ya inen tüm uzay nesnelerinin sponsor ülkeye iade edilmesine yardımcı olmayı kabul eder.
Örnek: Nisan 1979 / Soyuz 33, Bulgaristanlı kozmonot Georgi Ivanov ve Sovyet kozmonot Nikolai Rukavishnikov’u taşıyordu. Görev sırasında motor arızası nedeniyle planlanan yörüngeye ulaşamadılar ve Dünya’ya geri dönmek zorunda kaldılar.Uzay aracı, okyanusa iniş yaptı ve mürettebat, uluslararası denizlerde kurtarıldı. Bu olayda, doğrudan başka bir ülkenin kara topraklarına iniş yapılmasa da, kurtarma operasyonları uluslararası işbirliğini gerektirdi.

3-Ay Anlaşması
Anlaşma, gök cisimlerinin yalnızca barışçıl amaçlarla kullanılabileceğini, kirletilmemeleri gerektiğini, BM’nin Dünya dışı bir cisim üzerindeki herhangi bir istasyondan her zaman haberdar edilmesi gerektiğini ve Ay’da kaynak madenciliği uygulanabilir hale gelirse, bu kaynakların nasıl elde edileceğini ve kullanılacağını yönetecek uluslararası bir rejimin kurulması gerektiğini belirtir. Amerika Birleşik Devletleri, Ay Anlaşması’nın imzacısı değildir.

Bu yazı ilginizi çekebilir: Ay Madenciliği – Büyük Güçler Ay’la Neden İlgileniyor?
4-Sorumluluk Sözleşmesi
İmzacılar, uzay nesnelerinin neden olduğu her türlü zararın tüm sorumluluğunu üstlenirler ve hasar iddialarının karara bağlanmasına ilişkin standart prosedürleri kabul ederler.
5-Kayıt Sözleşmesi
Uzay nesneleri sicilini genişleten Sözleşme, BM Genel Sekreterine tüm uzay nesnelerinin kaydını tutma yetkisi veriyor.

Credit: Birleşmiş Milletler Ulusal Uzay Hukuku ve Politikası Veritabanı
Uzay hukuku alanındaki en büyük veri ağına ulaşmak ve tüm detaylara erişmek için Accessing Space Treaty Resources Online (ASTRO) platformunu kullanabilirsiniz. Bu platform Birleşmiş Milletler Uzay İşleri Ofisi tarafından geliştirilen uzay faaliyetlerine ilişkin uluslararası ve ulusal araçların bir koleksiyonudur. Platformun amacı, beş Birleşmiş Milletler Uzay Antlaşması ve uluslararası uzay hukukuyla ilgili bağlayıcı olmayan ek araçlar hakkında küresel farkındalığı ve bunlara uyumu artırmak, en iyi uygulamaları paylaşmak ve uzay faaliyetleriyle ilgili ulusal mevzuat ve politikanın geliştirilmesini teşvik etmektir.
Rusya ve Çin ile uzay yarışı 21.yüzyılın değil 20.yüzyılın meselesi gibi görünebilir. Sovyetler Birliği’nin Sputnik 1‘i fırlatmasının ve Amerikalıların aya ayak basmasının üzerinden onlarca yıl geçti. O dönemde Berlin Duvarı yıkıldı, Sovyetler Birliği dağıldı ve Çin, Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük ticaret ortaklarından biri haline geldi. Yine de Soğuk Savaş’tan doğan bir uzay yarışı gelişmeye devam ediyor. Mevcut uzay yarışı, Amerika’nın hayali üzerine 1950’li ve 60’lı yıllarda gerçekleştirilen aya sprint yarışı kadar tekel sahibi olmasa da, aynı ilgiyi hak ediyor. Artık uydusavar silahların hızlı ve giderek artan uluslararası gelişimine tanık oluyoruz. Bu silahlara yönelik yarış yalnızca küresel çatışma riskini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda gelecekteki tüm uzay araştırmalarını tehlikeye atabilir. Şimdi de uydusavar silahları (ASAT) keşfetmeye başlayalım.

Uydusavar Silahlar (ASATs-Anti-Satellite Weapons) Nedir?
Tanımlanması zor olan Uydusavar Silahlar (ASAT’lar), uluslararası silah kontrolünde gri bir bölge işgal eder. Uydusavar silahlar askeri amaçlar için uyduları yok etmek veya sınırlamak için tasarlanmış silahlardır. İşlevi ise bir düşman ordusunun komuta ve kontrol merkezlerini zayıflatmak örnek gösterilebilir. ASAT’lar çeşitli şekillerde işlev görebilir. Örneğin, kinetik enerjili ASAT’lar (KE-ASAT’lar) uyduları yüksek hızlarda fiziksel olarak çarpıştırarak yok eder. Aşağıda KE-ASAT’ların nasıl çalıştığını özetleyen kısa animasyonu izlemeniz daha kolay anlamanızı sağlayacaktır.
Kinetik Enerjili Uydusavar Silah ve Kinetik Enerjili Olmayan Uydusavar Silahlar Nedir?
Kinetik enerjili anti-uydu (veya yaygın olarak bilindiği adıyla KE-ASat), genellikle ordu tarafından tasarlanıp üretilen bir uzay silahıdır. Tek bir yıkıcı amacı vardır: Bir uyduya, yaklaşık bir tonluk patlayan TNT’ye (patlayıcı) eşdeğer bir enerjiyle çarpar. İnsansız hava araçları (İHA), balistik füzeler ve uyduların yakınında patlatılan patlayıcılar KE-ASAT olarak işlev görebilir.

Credit: Avrupa Uzay Ajansı (ESA)
Buna karşılık kinetik olmayan ASAT’lar uyduları etkisiz hale getirmek için lazerlerle uyduları kör etmek, siber saldırılar düzenlemek veya frekansları karıştırmak gibi fiziksel olmayan herhangi bir mekanizmayı kullanır. Bu saldırıların hepsi havadan, alçak yörüngeden veya hatta kara tesislerinden gerçekleştirilebilir. Ancak, bir uyduya fiziksel veya kinetik olmayan şekilde zarar verebilecek herhangi bir teknoloji bir ASAT silahı olarak kabul edilebileceğinden, tanımsal sorunlar ortaya çıkar.
Örneğin, işlevsiz uyduları veya diğer uzay çöplerini kaldırmayı amaçlayan sözde iyi huylu teknoloji “Aktif Enkaz Kaldırma (ADR)” teknolojisinin aktif uyduları da kaldırabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Görünüşte sivil ancak gizlice askeri yeteneklere veya işlevlere sahip olan ADR dahil birçok uzay teknolojisi, yaygın olarak “çift kullanım” olarak bilinen bir kategoriye konur. Uzay altyapısının çift kullanımlı doğası, silah ve silahsız arasında ayrım yapmayı neredeyse imkansız hale getirir. Sonuç olarak, Uydusavar Silah (ASAT) ve diğer birçok uzay tabanlı silah sistemini hukuksal olarak düzenlemek son derece zordur.
Ülkelerin Uydusavar Silah (ASAT) Çalışmaları ve Zararları
-1985 ASM-135 ASAT: ABD, 1985 yılında F-15 savaş uçağından fırlatılan ASM-135 ASAT füzesini kullanarak bir uyduyu başarıyla vurdu. Bu test, ABD’nin ASAT kapasitesini dünyaya gösterdi.
-SM-3 Füze Sistemi: 2008 yılında ABD, SM-3 füzesini kullanarak arızalı bir casus uydusunu vurdu. Bu eylem, ABD’nin ASAT teknolojisinde ne kadar ilerlediğini gösterdi.

Credit: Vikipedi Commons
Amerika Birleşik Devletleri, 2022’de uygulamayı yasaklayarak, o zamandan beri doğrudan yükselen uydusavar füzelerin testini durdurdu.
2007 ASAT: Çin, 2007 yılında bir ASAT füzesi kullanarak eski bir meteoroloji uydusu olan Fengyun-1C’yi başarıyla vurdu. Bu test sonucunda büyük miktarda uzay çöpü oluştu ve uluslararası tepkiyle karşılaştı.
Microsat-R Uydusunun Vurulması: Hindistan, 2019 yılında gerçekleştirdiği Mission Shakti operasyonuyla Microsat-R adlı uydusunu ASAT füzesi kullanarak vurdu. Bu test, Hindistan’ın uzayda askeri kapasitesini gösterdi ve dünya genelinde dikkat çekti.

Sovyetler Birliği, 1960’lar ve 1970’ler boyunca ASAT silahları geliştirdi ve testler gerçekleştirdi. Bu testler, dönemin ABD-Sovyet rekabetinin bir parçasıydı. Günümüzde Rusya, ASAT teknolojilerini modernize etmekte ve geliştirmektedir. Yeni nesil ASAT silahları ve uydu karşıtı sistemler üzerinde çalışmalar yürütmektedir.
Fransa, uzayda güvenliği sağlamak ve savunma kapasitelerini artırmak amacıyla ASAT teknolojileri üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Japonya da benzer şekilde uzay savunma stratejileri kapsamında ASAT teknolojilerini geliştirmekte ve bu alandaki kapasitesini artırmaktadır.
Yakın gelişmeler: Google Earth’ün son görüntüleri, Rus uzay tesisinde düşman uydularını kör etmek için tasarlanmış, gelişmiş bir lazer sisteminin inşa edildiğini ortaya koydu. İnşaat, Rusya’nın en güneybatısındaki Zelenchukskaya yakınlarındaki Rusya Savunma Bakanlığı’nın Krona uzay tesisinde gerçekleşiyor ve devasa RATAN-600 radyo teleskopuna ev sahipliği yapıyor. Bu yeni yapının varlığı, The Space Review tarafından yayınlanan ve kamuya açık uydu görüntüleri, Rus endüstriyel müteahhitlerden gelen talep belgeleri ve Rus mali belgelerini analiz eden derinlemesine bir açık kaynak araştırmasıyla gün yüzüne çıkarıldı .

Kaynak: ABD Ulusal Arşivleri
Uzay Hukuku ve Uydusavar Silahların Çelişkisi
Dış Uzay Antlaşması, Astronotların Kurtarılması Antlaşması, Sorumluluk Sözleşmesi ve Tescil Sözleşmesi gibi belgeler, uzayın barışçıl kullanımını ve devletlerin sorumluluklarını düzenlemektedir. Ancak, bu düzenlemeler askeri faaliyetleri tamamen önlemekte yetersiz kalmaktadır.
Uzayda artan askeri faaliyetler ve ASAT silah denemeleri, mevcut düzenlemelerin güncellenmesi ve yeni hukuki çerçevelerin oluşturulması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Uzayda silahsızlanma ve barışçıl kullanımın sağlanması için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi gerekmektedir.

Uydusavar silahlar, uluslararası güvenlik ve uzayın barışçıl kullanımı açısından önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Bu silahların geliştirilmesi ve kullanılması, uluslararası hukuk ve diplomatik ilişkilerde ciddi sorunlara yol açabilir. Dünya genelinde çeşitli ülkelerin ASAT kapasiteleri, uzayda askeri rekabetin artmasına ve potansiyel çatışmaların ortaya çıkmasına neden olabilir.
En Büyük Risk Ne?
Aslında ASAT’lar uyduları doğrudan yok etmekten daha fazlasıyla tehdit eder. Yok etmekten ziyade ASAT testi, uyduları tehlikeye atan ve bir dizi başka sorun yaratan enkaz birikimi riskini taşır. KE-ASAT’lar uyduları binlerce parçaya ayırmaya prensibiyle çalıştığı için her test muazzam miktarda uzay çöpü ekler. Sadece 2007 Çin KE-ASAT testi yörüngedeki nesnelerin sayısını yüzde 20 artırarak , izlenebilecek kadar büyük iki binden fazla parça ve muhtemelen sayılması mümkün olmayacak kadar küçük olan ve yüzyıllar boyunca yörüngede kalacak binlerce parça daha üretti.

En küçük enkaz parçaları bile büyük hasara neden olabilir; Saatte 15.000 milden fazla hızla seyahat ederken , Kessler Sendromu olarak bilinen bir çoğalmayla diğer enkazlara çarpabilirler . Uzaydaki durum, tüm fırlatmalar durdurulsa bile çarpışmaların meydana geleceği, tüm uydular yok edilene ve uzay uçuşunun imkansız hale gelinceye kadar yörüngeleri enkazla boğacağı kritik bir kirliliğe yaklaşabilir.
Ticari fırlatmalar sırasında oluşan ihmal edilebilir enkazla karşılaştırıldığında, ASAT testleri – özellikle silahlanma yarışı artmaya devam ederse ve daha az gelişmiş uzay programlarına sahip ülkeler daha yok edici tasarımlarla bu akıma katılırsa uzaydaki enkazı bu kritik kütleye giderek daha fazla hızlandırabilir . ASAT testlerinin yapıldığı bir dünyada bu giderek artan bir olasılıktır.

ASAT tabanlı enkaz bulutları başlı başına dehşet vericidir. Halk sağlığı, ulaşım, iklim bilimi ve diğer önemli altyapılar, şu anda risk altında olan uydulara bağımlıdır. Uydu GPS modern ekonominin temel taşıdır; Bazı uzmanlar, GPS uydularındaki en ufak bir aksaklığın borsayı şok edebileceğine ve istikrarsız küresel ekonomiyi daha da istikrarsızlaştırabileceğine inanıyor. Pandemi sırasında dahi uydular, bulaşıcı hastalık modellemesi için coğrafi veri toplamada çok önemli bir rol oynamıştı.
Uzay keşifleri, insanlık için büyük fırsatlar sunarken, askeri rekabet ve silahlanma tehditleri de beraberinde getirmektedir. Uluslararası uzay hukuku, uzayın barışçıl ve sorumlu kullanımını sağlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. Ancak, mevcut düzenlemelerin güncellenmesi ve yeni hukuki önlemlerin alınması, uzayın barışçıl geleceği için kritik öneme sahiptir. Barışçıl keşifler ve askeri rekabet arasındaki dengenin sağlanması, uluslararası işbirliği ve güçlü hukuki düzenlemelerle mümkün olacaktır.
*İlgili alanda daha detaylı bilgiye ulaşmak için Yararlanılan Kaynaklar bölümündeki kaynakların incelenmesi faydalı olacaktır.
Yararlanılan Kaynaklar:
1- www.nasa.gov
2- www.unoosa.org/oosa/
3- www.airforce-technology.com
4- www.space.com
5- hir.harvard.edu
6- www.indyturk.com
7- spacenews.com
8- www.uni.lu
